Tespit Davaları Yargıtay Kararı

BURADASINIZ : ANASAYFA > > Tespit Davaları Yargıtay Kararı

 

TESPİT DAVALARI

GENEL BİLGİLER

 

A. Tespit Davası Nedir

B. Tespit Davaları

C. Tespit Davaları Nasıl Açılır

 

  • 1. Tespit Davaları Hizmet Tespit Davası Yargıtay Kararı:

  • Hukuk Genel Kurulu Esas:  2011/10-105 Karar: 2011/255 Karar Tarihi: 29.04.2011

  • ÖZET: Mahkemece yapılacak iş, varlığı kural olarak kabul edilen bu çalışmanın hangi süreleri kapsadığı, çalışma dönemi içinde mevsime bağlı olmayan dönemlerde de işveren bildirimlerinde yer alan giriş çıkışların gerçekte söz konusu olup olmadığı, böylece davacının sürekli ve bir bütün olarak hiçbir kesintiye uğramadan tam süreyle çalışmasının gerçekleşip gerçekleşmediği konusunda hüküm vermeye yeterli araştırma yaparak, gelen kayıtlar ve dinlenen bordro tanıklarının beyanlarını birlikte değerlendirmek, konusunda uzman bilirkişiden rapor almak ve bu suretle varılacak uygun sonuç çerçevesinde davacının çalıştığı sürenin tespitine karar vermek olmalıdır.

  • Her türlü delil ile kanıtlanabilecek hizmet tespiti davalarında izlenecek yol, öncelikle iddia edilen dönemde böyle bir işyerinin faal olup olmadığının araştırılması, işveren nezdindeki çalışmayla ilgili belgelerin getirtilmesi, sigortalının imzasını içerenler yönünden imzasının kendisine aidiyeti sigortalı tarafından kabul edilenler ile inkar edilip de aidiyeti ehil bilirkişi incelenmesiyle saptananlardan yine sigortalıca hata-hile-ikrah durumu ispat edilemeyenler bakımından, işbu yazılı belgelerin aksi aynı değerdeki yazılı delillerle kanıtlanmalı, kayıtlarda gözükmeyen çalışmaların neden kayıtlara geçmediği yöntemince araştırılmalı, yazılı belge ibraz olunmayan çalışma süreleri yönünden bordro tanıkları ile aynı yörede komşu ve benzeri işleri yapan işverenler ve bunların çalıştırdıkları kişilerin bilgilerine başvurulmalı, tanık anlatımlarının değerlendirilmesinde işyerinin kapasitesi ve niteliği nazara alınmalıdır

  • 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu’nun 79. maddesine dayalı hizmet tespiti istemine ilişkindir

  • O halde mahkemece yapılacak iş, varlığı kural olarak kabul edilen bu çalışmanın hangi süreleri kapsadığı, çalışma dönemi içinde mevsime bağlı olmayan dönemlerde de işveren bildirimlerinde yer alan giriş çıkışların gerçekte söz konusu olup olmadığı, böylece davacının sürekli ve bir bütün olarak hiçbir kesintiye uğramadan tam süreyle çalışmasının gerçekleşip gerçekleşmediği konusunda, yukarıda açıklanan şekilde hüküm vermeye yeterli araştırma yaparak, gelen kayıtlar ve dinlenen bordro tanıklarının beyanlarını birlikte değerlendirmek, konusunda uzman bilirkişiden rapor almak ve bu suretle varılacak uygun sonuç çerçevesinde davacının çalıştığı sürenin tespitine karar vermek olmalıdır.

 

 

  • 2. Tespit Davaları Ölüm Aylığı Tespit Davası Yargıtay Kararı:

  • 10.Hukuk Dairesi Esas:  2011/3129 Karar: 2011/19140 Karar Tarihi: 22.12.2011

  • ÖZET: Davacı ile boşandığı eşinin yerleşim yerlerinin saptanmasına ilişkin olarak; muhtarlıktan ikametgah senetleri elde edilmeli, ilgili Nüfus Müdürlüklerinden sağlanan nüfus kayıt örnekleri ile yerleşim yeri ve diğer adres belgelerinden yararlanılmalı, adres değişiklik ve nakillerine ilişkin bilgilere ulaşılmalı, özellikle ilgili Nüfus Müdürlüğü'nden adres hareketleri, tarihleriyle birlikte istenilmeli, ilgililerin su, elektrik, telefon aboneliklerinin hangi adreste kimin adına tesis edildiği saptanmalı, seçmen bilgi kayıtları getirtilmeli, varsa çalışmaları nedeniyle resmi/özel kurum ve kuruluşlara verilen belgelerde yer alan adresler dikkate alınmalı, boşanan eşler İş Kanunu hükümleri kapsamında yer almakta iseler adlarına ödeme yapılabilecek özel olarak açılan banka hesabı bulunup bulunmadığı belirlenmeli, boşanan eşlerin kayıtlı oldukları bölge/bölgeler yönünden kapsamlı Emniyet Müdürlüğü/Jandarma Komutanlığı araştırması yapılmalı, anılan mahalle/köy muhtar ve azalarının tanık sıfatıyla bilgi ve görgülerine başvurulmalı, böylelikle olgusunun gerçekleşip gerçekleşmediği, toplanan kanıtlar ışığı altında değerlendirildikten sonra elde edilecek sonuca göre karar verilmelidir. Bu Konuda Tespit Davaları önemlidir.

  • Sosyal güvenlik … toplumda yaşayan her kesimi hiçbir ayırım gözetmeksizin hayatın çeşitli sosyal risklerine karşı ekonomik güvence altına alarak yarın endişesinden kurtarmaya, toplumda yoksul ve muhtaç insanlara yardım ederek onlara insan onuruna yaraşır en az yaşam düzeyi sağlamaya çalışır. Böylelikle bir ülkede, sosyal adaletin ve sosyal devlet ilkesinin gerçekleştirilmesine hizmet eder. ... Sosyal edimler (yardımlar) sağlayan tüm alanlarda olduğu gibi, sosyal sigortalar da sosyal adalet ve sosyal güvenliğin gerçekleştirilmesi amacına hizmet etmeye ve insana, insan onuruna layık bir yaşam düzeyi sağlamaya yöneliktir. ... Sosyal güvenlik, sadece insanların geleceğini güvence altına almaya yönelik bir kurallar bütünü olmayıp, her şeyden önce bir sosyal program ya da politikadır. Bu politikada asıl hedef, insanların belirli sosyal risklere karşı ekonomik güvenliklerinin ve sosyal adaletin sağlanması ise de, bunun içinde durmadan değişen kural ve ilkeler, türlü yöntemler ve önlemler yer almaktadır. Bu niteliği itibarıyla sosyal güvenlik bir hukuk dalı olmaktan çok, bir sistemdir (Prof. Dr. A.Can Tuncay/Prof. Dr. Ömer Ekmekçi, Yeni Mevzuat Acısından Sosyal Güvenlik Hukukunun Esasları, 2'nci Bası, İstanbul 2009, s, 3, 5, 115). Bununla birlikte, sosyal güvenliği oluşturan birtakım hukuk kuralları bulunmaktadır ve söz konusu kurallar yönünden incelendiğinde sosyal güvenliğin bir hukuk dalı olduğu kuşkusuzdur. Yalnızca sosyal yardım ve hizmetler ile sosyal sigortaları içeren üniversitelerin ilgili fakülte ve bölümlerinde ders olarak öğrenimi sürdürülen dar anlamda Sosyal Hukuk söz konusu olduğu gibi, Sosyal Güvenlik Hukuku ile beraber konut hakkı, eğitim hakkı, issizleri korama ve kendilerine iş bulma, sağlığın, çocukların, tüketicinin, analığın korunması ve benzeri sosyal konuları barındıran geniş anlamda Sosyal Hukuk'tan da söz edilmekte, ülkemizde ise yerleşik olmayan anılan kavramlar yerine Sosyal Güvenlik Hukuku terimi kullanılmaktadır.

 

 

  • 3. Tespit Davaları Kamulaştırma Bedeli Tespit Davası Yargıtay Kararı

  • 18.Hukuk Dairesi Esas:  2012/27 Karar: 2012/481 Karar Tarihi: 23.01.2012

  • ÖZET: Kamulaştırma bedelinin tespiti ve taşınmaz malın idare adına tescili davasında, davalının vekilinin cevap dilekçesi içeriğindeki beyanlarına göre, uzlaşma konusunda tebligat yapılmış olsa bile anlaşmaya yanaşmayacakları anlaşıldığından davalı asile tebligat yapılmasının sonucu değiştirmeyeceği ve dava ekonomisi de göz önünde bulundurularak ve davaya devam olunarak deliller toplandıktan sonra oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerektiği gözetilmeden mahkemece yerinde olmayan gerekçeyle davanın reddine karar verilmiş olması doğru görülmemiştir.

  • Yasanın 8. maddesinde öngörülen biçimde uzlaşma konusunda tebligat yapılmış olsa bile anlaşmaya yanaşmayacakları anlaşıldığından davalı asile 8. madde gereğince tebligat yapılmasının sonucu değiştirmeyeceği ve dava ekonomisi de göz önünde bulundurularak ve davaya devam olunarak deliller toplandıktan sonra oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerektiği gözetilmeden mahkemece yerinde olmayan gerekçeyle davanın reddine karar verilmiş olması doğru görülmemiştir.

  • ............. belirttiği, mahkemece Kamulaştırma Yasası'nın 4650 Sayılı Yasayla değişik 7. ve 8. maddesi hükmüne uygun biçimde davalı asile uzlaşma konusunda yönteme uygun çağrı yapılmadığından, dava şartının gerçekleşmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verildiği anlaşılmıştır.

 

 

 

  • 4. Tespit Davaları Menfi Tespi Davası Yargıtay Kararları

  • Hukuk Genel Kurulu Esas:  2011/19-6 Karar: 2011/236 Karar Tarihi: 27.04.2011

  • ÖZET: Dava konusu çekin … YTL miktarıyla keşide edildikten sonra miktar hanesinde tahrifat yapılarak … YTL’ye dönüştürüldüğü dosyadaki bilgi ve belgelerden anlaşılmaktadır. Esasen bu husus davacının da kabulündedir.

  • Bu durumda mahkemece TTK 730. maddesi yollamasıyla 660. maddesi uyarınca davacının tahrifattan önceki bedel gereğince sorumlu olduğu gözetilmeden somut olaya uygun düşmeyen gerekçelerle davanın tümden kabulüne karar verilmesinde isabet görülmemiştir.

  • Yerel Mahkemece, TTK.nun 730/17. maddesinin göndermesi ile TTK.nun 660. maddesine göre bir poliçe metni tahrif edildiği takdirde değiştirmeden sonra poliçe üzerine imza koymuş olan kimselerin değişmiş metin gereğince ve ondan önce imzasını koyanların ise eski metin gereğince mesul olacağının belirtildiği, çekin dava dışı Koçbank’ın bilgisayar kayıtlarında miktar ve keşide tarihinin belli olduğu, davacıdan sonraki cirantanın çeki tahrif ederek davalıya verdiği, davalının çekteki tahrifatın davacının cirosundan önce yapıldığını ispatlayamadığı, çekin tahrifattan önceki keşide tarihinin 22.04.2007 olmasına ve bundan itibaren 10 günlük sürede çekin muhataba ibraz edilmemiş bulunmasına göre, davacının sorumluluğunun ortadan kalktığı gerekçesiyle davanın kabulüne, çekten dolayı davacının davalılara borçlu olmadığının tespitine, % 40 kötüniyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.

 

 

 

İLK-AY HUKUK BÜROSU

RANDEVU: 0312 229 25 05

 

 

 
 

Haberler